Pazar, Ekim 11, 2009 - Seni özLemenin kitabını yazabiLirim
Seni özlemenin Ne demek olduğunu sor bana, Yetmiş iki dilde anlatabilirim, Kitabını yazabilirim sayfalarca. Yalnızlığın rezilliğini, Kokuşmuşluğunu, Ve çıplaklığını da. Ama hiç kimse Kavuşmanın güzelliğini Sormasın bana Anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum Dudakların nasıldır.. Sıcak mı ateş topu kadar, Yoksa soğuk mu Buza kesmiş bir bardak su gibi? Kıvrımlarına, Kırmızı karanfiller mi tutunmuş, Küle gizlenmiş kor mu var? Tenime değdiğinde dudakların Cemre mi düşer bedenime, Mızrap değen bir saz teli gibi Titrer mi yüreğim bilmiyorum
Pazar, Mayıs 31, 2009 - Gecip gidiyo ömür, günlere doyamadık...
Yürüyorum ey yar insanların arasında.. Kimi yorgun, kimi dökük kanar sabır yarasında.. Özlüyorum seni zamanla barışamadım, Geçip gidiyor ömrüm günlere doyamadım...
Ucum yok, bucağım yok, Saklımdasın ey yar haberin yok.. Yıllar geçti sönmedi ateş, Yanıyorum ey yar haberin yok...
Üşüyorum ey yar yangınların ortasında, Yürek kırgın, yürek talan, kanar sevda yarasında.. Kahırlı yılları çizdin alnıma, Dost eyledin beni göçüp giden kuşlara...
Pazar, Mayıs 31, 2009 - Akdenizden düsmüs bir park, İstanbuL' un göbeginde ..
İkimizi bir bankta düşünüyorum Ayaklarımızın altından boğaz köprüsü geçiyor Karşımızda atlantis,ellerin ellerimde Ayaklarımızı güvercinler yiyor Hayır hayır aksine gözlerimizin rengi sadece siyaha çalıyor Yüzyılın rengi seçiliyor siyah bizzat gözlerin tarafından Bütün jüriler cehenneme....
Başını omzuma yaslıyorsun,omzumda güvercinler su içiyor Hiç birini kaçırmıyorsun, sesin dahil fenasın sen Ama en çok kulakların başa bela Şimdi bir kulağına birşeyler fısıldasam Öteki kulağından çıkıp beni çarpar, Ettiğin bütün küfürler incecik bir vahiy havasında Ne olur bir daha geçmişime söv! Saatler onikiyi gösterirken ben hep seni gösterdim Benim için pazartesinden sonra sen gelirdin Salı çok sonradan bir mevzuydu aramızda
ikimizi bir bankta düşünüyorum Dudaklarında temmuz kokusu var Ağzını açsan sıcak Bir kelam etsen belki ısınacağız Bir cümle kursan Ateşinde ellerimizi sıvazlıyacağız Vakit,ayrılanların vakti Ve bütün aşklar maliye bakanlığından onaylı Oysa ben seni bedavadan sevmiştim Yolda bulduğun bir ölü gibi Dikenlerini damarlarına batırarak intihar eden bir gül gibi Bit pazarında hayrına sunulan Sahte gümüşler gibi.....
''evet muhalefetteydi ellerin bedenime karşı Ne zaman gözlerin iktidara geldi Artık bütün seçmenler çaresiz Uygun adam bir iki bir iki Bütün banklar yerle bir edilecek Güvercin üstünde güvercin kalmayacak Mevsim ölüm mevsimi Son seviş-lerinizi tamamlayın Birazdan ölüyoruz''
Bir bank düşünüyorum üstünde ikimiz Aşağısı cehennem Zebaniler ayaklarımızı kemiriyor Hayır hayır cehennem değil Bildiğiniz dudak Ve dökülen bir kaç kelime yerlere Seni sevdiğimle ilgili ıslak ve soğuk Şimdi bütün cümlelerim yerlerde Üstünde güvercinler sevişmekte Ne yalan söyleyeyim hiçbir güvercine adını ezdirmedim
ikimizi bir bankta düşünüyorum Akdenizden düşmüş bir park İstanbul'un göbeğinde ...
Saturday, Mayıs 23, 2009 - Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim..
Seni özlemeyi en çok ben bilirim, hiç yakınmadım seni özlemekten.. Üstelik sana kavuşamama ihtimali, işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken.. Sana dokunamamak yüreğimi böylesine acıtırken.. Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim...
Son nefesimsin sen benim, Güneş, seninLe bir başka doğuyor, Hayat seninLe oLunca yaşanıLıyor. UzakLarda sanma beni, Bir nefes kadar yakınım sana. SeninLe güLüyor, SevginLe yaşıyorum.
Her an, Yüreğimde sevgin, Senin sevgin, Hasretin yakıyor beni. ÖzLemin o kadar büyüyor ki içimde… Bedenimde ruhum yok, GüLmüyor gözLerim sensiz SevginLe , güLen gözLerinLe Yaşadığımı anlıyorum. Sen oLmazsan yasayamam.. Sen yoksan, ben de yokum.. Bu kaLp sadece senin için atıyor..
Seni seviyorum... Çünkü her sabah kalktığımda Bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana... Ben güne seninle başlıyorum... Ve hergün gün hayatı yeniden keşfediyorum...
Seni seviyorum... Çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen... Herşey senin rengini taşıyor... Ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum... Çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin... Sıcak günlerde içime ferahlık veren kuzey rüzgarı... İliklerime işleyerek esiyorsun...
Seni seviyorum... Çünkü herşeyde sen varsın... Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin... Yüreğimin en derin köşesindeydin... Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun... Ve ben orada olduğunu farkedince hakettiğin yere çıkardım seni...
Seni seviyorum... Çünkü hep benimlesin... Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor... Gözümü kapatsam oradasın... Gördüğüm her yüz aslında sensin....
Seni seviyorum... Çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız gecenin karanlığını delip geçiyor... Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum... O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi... Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından... Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum... Ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda... Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma...
Seni seviyorum... Çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken Dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi... Cennetin sahibi sensin... Ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete... Ben o cennette kalmaya kararlıyım...
Perşembe, Kasım 13, 2008 - Çok uzak şehirlerde aynı çarpar iki yürek...
Çok uzak şehirlerde aynı çarpar iki yürek.. Çok uzak bir şehirde beklendiğini bilerek..
Gün gelir için yanar, elin gider mektuplara, Gün gelir beni ararsın, gözün dalar uzaklara.. Yaz gelir sıcak olur akşam sahil yollarında, Her adımda beni ararsın, gözün dalar uzaklara..